Anasayfa Hakkımızda Basında Biz Lokal Anestezik Aşı'm Ağrısız Başım!
Lokal Anestezik Aşı'm Ağrısız Başım!

Migrenden Fibromiyaljiye Her Türlü Ağrıya Son!

Hastadan hastaya, doktordan doktora, kulaktan kulağa yayıldı. Nasıl yayılmasın ki! İlk seanstan itibaren çaresiz ağrılara, sebepsiz sancılara "şifa" olan bu yöntem sayesinde hem hastaların hem de hekimlerin yüzü gülmeye başladı. Migren, bel, boyun, sırt ağrılarının, fibromiyaljinin, nedeni belli olmayan yorgunluğun çaresi olarak artık uzmanlar nöral terapiyi öneriyor. Dergimiz çalışanlarınca da test edilip onaylanan bu ağrı tedavisi, önümüzdeki günlerde ağrı kesicilerin tahtını sarsacak gibi görünüyor. Ah bir de enjeksiyonlar olmasa! İnsan vücudundaki sinir sistemini uç uca bağlasanız, 500 bin kilometreyi bulur. Dünyanın Ay'a uzaklığı 320 bin kilometre olduğuna göre vücudumuzdaki sinirler Ay'a doğru uzansa gezegenimizin uydusuna ulaşmakla kalmayıp, Dünya'ya doğru yarı yol daha gelebilir. Diğer bir deyişle her birimizin bedeninde Ekvator çevresini 12 kez sarabilen bdemeir kablo ağı bulunur." Nöral Terapi ve Regülasyon Derneği Başkanı Dr. Hüseyin Nazlıkul, vücudumuzun hemen her noktasını kapsayan sinir ağı sisteminin ne kadar yoğun ve kompleks bir yapı olduğunu bu ilginç örneklerle açıklıyor. Bu veriler önemli. Çünkü, başta ağrıya yol açan rahatsızlıklar olmak üzere pek çok hastalığa çözüm sunan nöral terapiyle tedavi, bedenimizdeki sinir sisteminin dengeli çalışması prensibine dayanıyor. Ama nöral terapinin detaylarına geçmeden önce dilerseniz bu tedavi yöntemiyle nasıl tanıştığımızı anlatalım.

Yeni Aktüel muhabirlerinden Nevra Yaraç Laçinok uzun süredir bel, boyun ve baş ağrılarından muzdaripti. Dört buçuk yıl önce bu şikâyetler dolayısıyla doktora giden arkadaşımıza boyun fıtığı teşhisi kondu ve boyun omurlarında düzleşme olduğu söylendi. Rahatsızlığının giderilmesi için fizik tedaviye devam eden Nevra'nın şikâyetlerinde ilk günlerde azalma olsa da yoğun çalışma temposu ve günlük koşuşturma içinde ağrılar yeniden kendini hissettirmeye başladı. Sonrasını Nevra'dan dinleyelim: "Son günlerde bu ağrıların üstüne bir de kulak ağrısı hasıl oldu. Bütün kulak bölgesini saran bu şiddetli ağrı nedeniyle uyuyamıyor, konuşamıyordum. Bu kez kulak- burun- boğaz uzmanına gittim. Bir sürü tahlil yapıldı, hiçbir fizyolojik bozukluk bulunamadı. En son uzmanlar, boynumdaki düzleşme nedeniyle kulak bölgesinde baskı olabileceğini, ağrıların bundan kaynaklandığını söyledi. Nevralji teşhisi kondu. Tekrar fizik tedavi uzmanına gittim. Nöral terapi tedavisini de son gittiğim fizik tedavi uzmanı tavsiye etti." Alışık olduğumuz modern tıp tekniklerinden başka bir uygulamaya rastlayınca, dergimizin sağlık işlerinden sorumlu bakanı olarak çalışma arkadaşımın tedavi sürecini yakından izleme görevi de bana düştü. İlk seanstan sonra Nevra kulak ağrılarının geçtiğini söyledi. İlk başta iki hafta süreyle haftada iki kez, sonra birer hafta arayla olmak üzere toplam yedi seanslık tedavinin ardından boyun, sırt ve bel ağrıları da bir hayli azaldı. Tedavinin kesin sonuçlarını görmek için bir buçuk ay geçmesini bekledik. Şikâyetlerinin tekrar etmemesi de bizi sevindirdi. Bu uygulamanın son günlerde hemen her ofis çalışanının en önemli sorunlarından olan şiddetli bel ve boyun ağrılarına nasıl kısa sürede çare olduğunu çalışma ortamımızda kendi gözlerimizle gözlemleme fırsatı bulunca nöral terapiyi daha yakından tanımak için konunun uzmanlarına başvurmaya karar verdik.

Sebepsiz ağrılar

Konuştuğumuz uzmanların da önemle vurguladığı üzere öncelikle belirtmekte fayda var ki; bu uygulama bir alternatif tıp yöntemi olmadığı gibi tıp bilimine uzak bir dal da değil. "Aksine nöral terapi eğitimi ve uygulama yetkisi sadece tıp doktorlarına verilir" diyor Nöral Terapi ve Regülasyon Derneği Başkanı Dr. Hüseyin Nazlıkul. Dünya Sağlık Örgütü tarafından bir bilim dalı olarak kabul gördüğü gibi, sadece Almanya'da sekiz tıp fakültesinin nöral terapi kürsüsü bulunuyor. Uygulama aslında dünyada özellikle ağrı tedavisinde ilk başvurulan tekniklerden biri. Hatta Dr. Nazlıkul şu günlerde Almanya'da gerçekleşen 114. Tamamlayıcı Tıp ve 51. Nöralterapi Kongresi'nde ülkemizdeki vakalarla ilgili çalışmalarını dünyadaki uzmanlarla paylaşıyor. Nöral terapinin bizdeki geçmişiyse henüz iki- üç yılla sınırlı.
Uygulamaya ilişkin bu uzunca girizgâhtan sonra dilerseniz tedavinin nasıl gerçekleştiğini öğrenelim.
"Nöral terapi vücudun regülasyonunun sağlandığı bir tedavidir" diyor derneğin Genel Sekreteri Dr. Demet Erdoğan. " Vejitatif (otonom) sinir sistemi dediğimiz vücudumuzu bir kablo ağı gibi saran sinir sistemi organizmanın çalışmasından sorumludur ve organların birbiriyle iletişimini sağlar. Bedene gelen en küçük uyaranın bile tüm organizma tarafından algılanıp anında tepki verilmesini sağlayan organlar arasındaki komünikasyon bu sistem tarafından gerçekleştirilir. Örneğin kan şekeri düştü, anında pankreasa bir ileti gönderilir ve pankreas insülin salgılamaya başlar." Uzman, ameliyat, hastalık, ilaç kullanımı ya da büyük bir ruhsal travma gibi sebeplerin kimi zaman bu iletişim sisteminde blokajlara yol açabileceğini söylüyor. Bedenimizdeki birbirine bağlı milyarlarca sinir hücresi tarafından gerçekleştirilen komünikasyon ağındaki bu blokajlar da bir süre sonra çeşitli ağrı ve şikâyetlere yol açabiliyor. Ancak bedenimizin verdiği "error"ler modern tıp kriterlerine göre bir hastalığa dönüşene kadar epey zaman geçiyor ve bu ağrılar, şikâyetler kronik bir hale dönüşüyor. Dr. Demet Erdoğan bu süreci şöyle açıklıyor: "Önce fonksiyon bozuklukları başlıyor. Hasta doktor doktor dolaşıyor, birtakım şikâyetleri var ama isim konulamıyor; omzu ağrıyor, mutsuz, ama teşhis yok. Tetkikler yapılıyor, MR çekiliyor, sonunda şikâyetlerin adı 'psikolojik' oluyor. 'Biraz rahatla, spor yap' gibi tavsiyelerle hasta gönderiliyor. Ama şikâyetler devam ediyor. Yine uzmana başvurunca, bu kez doktor antidepresan yazıyor. Ama bir süre sonra bu ilaçları da kesmek gerekiyor. Bu kısır döngünün ardından seneler sonra şikâyetler artarak devam edince, bir hastalık profili beliriyor yavaş yavaş. Bu hastalığın adı fibromiyalji, migren, alerjik rinit, kabızlık ya da başka bir fiziksel rahatsızlık oluyor. Sonra tıbbi tedavi başlıyor. Nöral terapi işte bu durumda bize hastalığın adı konmadan, hatta daha hastalık başlamadan önce hastayı iyileştirme olanağı sunuyor." Başka bir deyişle bedenimizin muhtelif yerlerinde sebebi bir türlü bulunamayan ağrı ve uykusuzluk, yorgunluk gibi şikâyetler başladığında.

Sezaryenden sonra kâbus

İşte bu noktada iğneler devreye giriyor. Çünkü, nöral terapide insülin iğnesi veya ince siyah uçlu enjektörlerle yapılan uygulamalarda çok küçük dozlardaki lokal anestezi ilaçları bedendeki ağrı bölgelerine ve ağrının kaynaklandığı kısımlara enjekte ediliyor. Dr. Demet Erdoğan yöntemin işleyişini "İlaç, uygulamanın yapıldığı yerde, çevresinde ve o bölgenin etkilediği organda bulunan sinir sisteminin aktifleştirilmesini sağlar. Önce hücre düzeyinde bir etki başlar. Hücre zarının elektriksel potansiyeli normale dönüştürülür, bu şekilde iletişimin düzelmesi sağlanır" sözleriyle anlatıyor. Aslında halk arasında kulunç adı verilen ve ağrı yapan fibrozitlere düşük dozda lokal anestezi ilaçlarının enjekte edilmesi, fizik tedavi uzmanlarının uzun süredir başvurduğu bir yöntem. Böylece ağrılı bölgede genel bir rahatlama sağlanırken, kan dolaşımının düzenli hale gelmesiyle fibrozitler tedavi ediliyor. Ama Dr. Demet Erdoğan, fizik tedavi uzmanlarınca uygulanan lokal anestezi enjeksiyonlarıyla nöral terapi tekniği arasında ciddi farklar bulunduğunu belirtiyor: "Her iki teknikte de lokal anestezi ilaçları ağrılı bölgedeki kan akımını, oksijen düzeyini arttırır ve kaslar üzerindeki iletişimi sağlayan sinir sistemini düzenler. Ama kesin tedavi için bu yeterli değildir. Fizik tedavi uzmanları sadece ağrılı bölgeye enjeksiyon uygularken, nöral terapi uzmanları o ağrılara kaynaklık eden bozucu alanları da araştırır ve bu bölgelere de lokal anestezi uygular. Çünkü ağrılı kısma enjeksiyonla hasta iki ay rahat etse bile bozucu alandaki sinyaller kesilmezse ağrılar iki ay sonra tekrarlar."

Nöral terapi tedavisinde belki de en önemli kısmı "bozucu alanlar" oluşturuyor.
Uzmanların haberimizin başında da belirttiği üzere bel, boyun, sırt gibi bölgelerdeki şiddetli ağrılar, migren, fibromiyalji gibi hayatı kâbusa çeviren rahatsızlıklar ve daha pek çok hastalık çoğunlukla ameliyat, ilaç kullanımı ya da büyük bir ruhsal travma gibi geçmişte maruz kalınan durumlardan kaynaklanıyor. Dr. Nazlıkul bu bağlantıyı şöyle açıklıyor: "Herhangi bir ameliyat nedeniyle oluşan kesiler, diş tedavileri ya da dış etkenlerin yol açtığı hücre bozuklukları, birbiriyle iletişim halinde olan sinir uçları arasında kopukluğa sebep oluyor. Bu kopukluğun bulunduğu yere bozucu alan adı veriliyor. Bozucu alandan kaynaklanan iletişim kopukluğu ya da yanlış ileti gönderimiyse bedenin başka bir bölgesinde problemlere yol açıyor."

Uzmanlara göre son günlerde kadınlarda görülen pek çok ağrı ve fiziksel rahatsızlığın sebebi, sezaryen. "Sezaryenden sonra yaşamları kâbusa dönen binlerce kadın var; migrenler, baş ağrıları, kronik kabızlık." O güne kadar normal çalışan bir organizma bir kesiye uğradıktan sonra vücut iletişimini sağlayamıyor ve bu sorunlar başgösteriyor" diyor Dr. Erdoğan. İşte nöral terapi uygulamalarında öncelikle bozucu alanı bulmaya yönelik araştırmalar yapılıyor. Bu amaçla ilk başta hastanın hayat hikâyesi ayrıntılarıyla dinleniyor. Sonra not edilen ipuçlarından yola çıkılarak, nöral terapiye özgü metotlar ve bugün tıpta kullanılan diğer teşhis ve görüntüleme teknikleriyle bozucu alan tespiti yapılıyor. Ardından hem ağrılı kısımlara hem de bozucu alan ve çevresine enjeksiyon uygulanarak, vücuttaki sinir sistemi iletişimi düzenleniyor.

Yazının aslına ulaşmak için buraya tıklayın.

 

Bizi Arayın

RANDEVU TAKVİMİ

Demet Erdoğan - DoktorTakvimi.com

Sıkça Sorulan Sorular

sıkça sorulan sorular Sıkça Sorulan Sorular

Doktorunuza Sorun


Akupunktur Tedavi Merkezi